BASINA VE KAMUOYUNA
BİLİMİ ALAYA ALMAK ENTELEKTÜEL BİR SÜS DEĞİL, CEHALETİN TEŞHİRİDİR!
27 Ağustos 2026 tarihinde Habertürk’te yayımlanan “Jeologlar Komedyası” başlıklı köşe yazısında, bazı kişilerin deprem konusunda medyaya yansıyan değerlendirmelerinden hareketle jeoloji bilimi ve jeoloji mühendisliği mesleğinin bütünü hakkında küçümseyici genellemelerde bulunulmuştur.
Depremler sonrasında televizyonlarda ve sosyal medyada bilimsel belirsizlikleri göz ardı ederek kesin tarih, yer ve büyüklük bildiren; kamuoyunda korku ve paniğe neden olabilecek açıklamalar yapılması kuşkusuz eleştirilmelidir. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası da geçmişten bugüne, bilimsel temele dayanmayan deprem tahminlerine ve sansasyonel söylemlere karşı defalarca kamuoyunu uyarmıştır.
Ancak bazı kişilerin açıklamalarından hareketle bir bilim dalını ve o alanda çalışan binlerce bilim insanı ile mühendisi itibarsızlaştırmak, bilimsel eleştiri değildir.
Bugün mevcut bilimsel bilgi ve teknolojiyle bir depremin gününü ve saatini önceden kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Buna karşılık aktif fayların konumu ve özellikleri, geçmiş deprem kayıtları, paleosismolojik veriler, jeofizik ölçümler, sismolojik gözlemler ve çok sayıda başka yerbilimsel veri kullanılarak deprem tehlikesi ortaya konulabilir; olası deprem senaryoları geliştirilebilir ve riskler azaltılabilir.
Bilimin görevi kehanette bulunmak değil, eldeki veriler ışığında doğayı anlamak, belirsizlikleri tanımlamak ve toplumun karşı karşıya olduğu risklerin azaltılmasına katkı sunmaktır.
Yazıda alay konusu edilen “normal bileşenli oblik doğrultu atımlı faylanma” gibi ifadeler de Jeoloji Mühendisleri’nin toplumu anlamasın diye ürettikleri sözcükler değildir. Bunlar bir fayın hareket biçimini ve meydana gelen depremin kaynak mekanizmasını tanımlayan bilimsel kavramlardır. Teknik kurumların kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda bu kavramları daha anlaşılır bir dille açıklaması elbette önemlidir. Ancak bir bilimsel terimin günlük dilde herkes tarafından bilinmiyor olması, o kavramı anlamsız veya bilimi gülünç hâle getirmez. Bilimsel terminolojiyi bağlamından kopararak alay konusu hâline getiren ve toplumun bu kavramları anlayamayacağı varsayımından hareket eden üstenci bir yaklaşım, bilimin toplumla kurduğu ilişkiye katkı sunmadığı gibi kamusal tartışmayı da bilgi zemininden uzaklaştırmaktadır.
Tarihsel anlatılar ve "değirmen taşı" hikâyeleriyle jeoloji bilimini fal, cifir hesabı veya dedikodu niteliğinde değerlendiren yaklaşımlara karşı; jeoloji biliminin ve jeoloji mühendisliği disiplininin bir kehanet alanı değil, ampirik veriye dayalı, disiplinlerarası bir bilim dalı olduğunu hatırlatmak isteriz.
Bilim insanlarının temel sorumluluğu net tarihler telaffuz etmek değil; eldeki bilimsel verilerle doğanın sunduğu tehlikeleri tanımlamak, risk senaryoları geliştirmek ve devlete dirençli kentler inşa etme sürecinde rehberlik etmektir
Ayrıca deprem konusunda “önemli olan yapı stokudur” demek, jeoloji mühendislerinin başka bir mühendislik disiplininin alanına müdahale etmesi anlamına gelmez. Deprem riskinin azaltılması; jeoloji mühendisliği, jeofizik mühendisliği, inşaat mühendisliği, şehir ve bölge planlama, mimarlık ve afet yönetimi başta olmak üzere birçok disiplinin birlikte çalışmasını gerektirir.
Depremi oluşturan doğa olayını engelleyemeyiz. Ancak zemini tanımak, aktif fayları belirlemek, uygun yer seçimleri yapmak, mühendislik hizmetlerini eksiksiz uygulamak, güvenli yapılar üretmek ve dirençli kentler oluşturmak mümkündür.
Türkiye gibi büyük bölümü aktif tektonik kuşaklar üzerinde bulunan bir ülkede ihtiyaç duyduğumuz şey; bilimi küçümsemek, bilim insanlarını topluca alaya almak veya deprem tartışmalarını kişisel polemiklere indirgemek değil, bilimsel bilginin doğru kişiler tarafından, doğru yöntemlerle ve toplumun anlayabileceği bir dille aktarılmasıdır.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak; bilimsel etik sınırları aşan kehanet açıklamalarını nasıl onaylamıyorsak, bu tür örnekleri bahane ederek jeoloji bilimini ve Jeoloji Mühendislerini değersizleştirmeye, bilim insanlarını itibarsızlaştırmaya çalışan bu saldırgan ve bilimsellik dışı tutumu da şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.
Basın organlarını ve kalem sahiplerini, afet gibi doğrudan can güvenliğini ilgilendiren hayati konularda ucuz polemik ve reyting peşinde koşmak yerine; bilime saygı duymaya, kamusal sorumlulukla hareket etmeye ve bilimin ışığında durmaya davet ediyoruz. Bilimi alaya alanlar tarih sahnesinde unutulup gidecek, ancak bilimin ve tekniğin yolundan gidenler bu ülkenin geleceğini inşa etmeye devam edecektir.
Bilimsel belirsizlikleri gerekçe göstererek jeoloji bilimini değersizleştirmek yerine, bilimsel bilginin afet risklerinin azaltılmasındaki yaşamsal rolünü anlamak ve güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU
Okunma Sayısı: 340