
16 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Kazı Destek Yapıları Tasarım ve Uygulama Esasları Yönetmeliği’ne ilişkin TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) olarak dile getirdiğimiz bilimsel, hukuki ve kamu yararını gözeten uyarılara karşılık; TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) tarafından yapılan 30 Temmuz 2026 tarihli açıklama, ne yazık ki çağdaş mühendislik anlayışından uzak, mesleki şovenizmi körükleyen ve Jeoloji Mühendisliği disiplinini tahrif eden talihsiz bir yaklaşımı ortaya koymuştur.
Yapılan açıklamada, Jeoloji Mühendisliği’nin ve mühendislik jeolojisi uzmanlığının rolü yalnızca "sondaj yapmak, veri toplamak ve log hazırlamak" gibi bir teknisyenlik düzeyine indirgenmeye çalışılmıştır. Doğal ve karmaşık bir malzeme olan zemin ile kayayı tanımayı, modellemeyi ve davranışını belirlemeyi basit bir "veri toplama" işi; bu veriler doğrultusunda kâğıt üzerinde denklem çözmeyi ise "tek hakiki tasarım" sayan bu sığ anlayışı reddediyoruz.
Kamuoyunun ve teknik kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına aşağıdaki hususları vurgulamak zorunlu hale gelmiştir:
İnşaat mühendisliği yaklaşımı; zemini ve kayayı çoğunlukla homojen, izotrop ve basitleştirilmiş kabullere dayalı, yapıya sadece "yük getiren" veya "mesnet oluşturan" bir ortam olarak görme eğilimindedir. Oysa ülkemizin karmaşık jeolojik ve aktif tektonik yapısında zemin ve kaya; fay hatları, süreksizlikler, yeraltı suyu dinamikleri, anizotropi ve ayrışma dereceleriyle sürekli değişen canlı ve riskli ortamlardır.
Kaya ortamlarında güvenli bir kazı destek sisteminin tasarlanabilmesi; kaya kütlesinin jeolojik ve jeoteknik özelliklerinin doğru tanımlanmasına, süreksizlik sistemlerinin ayrıntılı olarak modellenmesine ve bu modele dayalı olarak devrilme, kama kayması, düzlemsel kayma gibi potansiyel yenilme mekanizmalarının kinematik ve sayısal analizlerle değerlendirilmesine bağlıdır. RMR, Q, GSI gibi kaya kütlesi sınıflamaları yapılmadan ve kinematik analizler gerçekleştirilmeden seçilecek bir betonarme kesit veya destek sistemi, gerçek göçme mekanizmasını temsil etmeyeceğinden, yapının güvenliğinin sağlanması ancak tesadüflere bağlı kalacaktır. Bu nedenle süreksizlik sisteminin tanımlanması ve mühendislik jeolojisi modelinin oluşturulması, yalnızca veri toplama faaliyeti olmayıp, tasarımın doğruluğunu doğrudan belirleyen ve mühendislik jeolojisinin uzmanlık alanına giren önemli bir tasarım aşamasıdır. Nitekim ülkemizde yaşanan pek çok kazı göçmesinin ve heyelan felaketinin temel sebebi, yapısal hesap hatası değil; jeolojik-jeoteknik modelin sahadaki gerçeklikle örtüşmemesidir.
İMO açıklamasında Eurocode 7, FHWA ve AASHTO gibi uluslararası standartlara atıf yapılarak bu metinlerin "tasarım ile veri toplamayı ayırdığı" iddia edilmiştir. Bu iddia, anılan uluslararası standartların özünü ve yapısını çarpıtmaktır.
Yönetmelikte tanımı yapılan ve kazı destek yapısının tüm ömrünü kapsayan "Göçme Sınır Durumları" ile "Hizmet Görebilirlik Sınır Durumları" değerlendirmeleri; sadece çelik donatı veya beton dayanımı hesabı değildir. Kazı esnasında ortaya çıkan foraj/sondaj loglarının kontrolü, yeraltı suyu seviyesindeki anlık değişimler, süreksizlik yüzeylerinin kazı Aynasındaki davranışı ve aletsel izleme (inklinometre vb.) verilerinin yorumlanması, jeoteknik/mühendislik jeolojisi uzmanlığı gerektirir.
Jeoloji Mühendisi’ni sürecin en başında bir "rapor verip kenara çekilen" aktör durumuna düşürmek; uygulama sırasında karşılaşılabilecek öngörülemeyen jeolojik risklere karşı kör kalmak demektir. Bu durum açıkça kamu güvenliğini tehlikeye atmaktır.
Yönetmelik boyunca;
gibi tamamen mühendislik jeolojisine dayanan kavramlar kullanılmasına rağmen, bu çalışmaları üreten meslek disiplinleri yönetmelikte net olarak tanımlanmamaktadır. Yönetmelik bu yönüyle kendi teknik altyapısı ile görev tanımları arasında uyumsuzluk oluşturmaktadır. Yönetmelik, J(g)eoteknik tasarımın girdilerini ayrıntılı biçimde tanımlarken, bu girdilerin oluşturulmasındaki disiplinler arası sorumluluğu düzenlememektedir. Yönetmeliğin kapsamı ve J(g)geoteknik arazi karakterizasyonuna ilişkin hükümleri dikkate alındığında bu durum önemli bir eksikliktir
İMO’nun "Çok disiplinli çalışma, aynı proje müellifliği yetkisine sahip olmak anlamına gelmez" yaklaşımı, diğer mühendislik disiplinlerinin uzmanlık alanlarını yok sayan ve mühendislik yetkilerini tekeline alma çabası güden vesayetçi bir anlayıştır.
İnşaat mühendisliği; yapı elemanlarının boyutlandırılması ve strüktürel tasarımı boyutunda elbette yetkilidir. Ancak zeminin ve kaya kütlesinin jeoteknik davranışının belirlenmesi, jeoteknik modelin oluşturulması ve jeoteknik parametrelerin tayini Jeoloji Mühendisliği`nin ana uzmanlık ve yasal yetki alanıdır. J(g)eoteknik projelendirme ve sorumluluk, inşaat mühendisliğinin monopolüne terk edilemeyecek kadar çok disiplinli bir sahadır.
SONUÇ OLARAK;
Güvenli yapı üretimi ve kamu yararı; mesleki alanları daraltarak, diğer bilim dallarını "veri toplayıcı" seviyesine indirgeyerek değil; gerçek bir disiplinler arası iş birliği ve ortak sorumlulukla sağlanabilir.
Bizler TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak;
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
(1219 KB) (03.08.2026 10:23:29)
Okunma Sayısı: 669