TMMOB Odalar 08 Mart 2026, Pazar

Bugün 8 Mart. Bugün eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı ortak mücadele günüdür.

Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ
Yayına Giriş Tarihi: 07.03.2026
Güncellenme Zamanı: 07.03.2026 13:01:43

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası 30. Dönem Kadın Komisyonu “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” Açıklaması;

Bugün 8 Mart.

Bugün eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı ortak mücadele günüdür.

Bugün, tarihin her döneminde emeği, zekası, direnişi ve umudu ile dünyayı var eden kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Ancak aynı zamanda bugün, kadınların nefes aldığı her alanda maruz bırakıldığı sistematik zulüm, eşitsizlik ve şiddetin acı bilançosunu da hatırlamak, adını koymak ve sesimizi yükseltmek için bir çağrıdır.

Kadınlara yönelik şiddet uzun zamandır uluslararası bir insan hakları krizi olarak tanımlanıyor. Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan 2025 tarihli küresel rapora göre 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 83.000 kadın ve kız çocuğu kasten öldürüldü; bunların yaklaşık 50.000’i partnerleri veya aile üyeleri tarafından yaşamdan koparıldı. Bu veri, dünyada her 10 dakikada bir kadının en yakınındaki bir erkek tarafından öldürüldüğü anlamına geliyor.

Bu rakamlar yalnızca sayılardan ibaret değildir. Her biri yarım bırakılmış hayatları, söndürülmüş umutları ve susturulmuş sesleri temsil eder. Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddetin en uç ve en görünür biçimidir. Ancak bu şiddet yalnızca cinayetlerle sınırlı değildir; çoğu zaman görünmeyen ve raporlara yansımayan çok daha geniş bir baskı alanı vardır.

Kadınlar;

  • Evlerinde partner şiddetine, ekonomik baskıya ve psikolojik şiddete,
  • Okullarda cinsel tacize ve ayrımcılığa,
  • İşyerlerinde mobbing, ücret eşitsizliği ve cinsiyetçi baskılara,
  • Kamusal alanlarda sözlü ve fiziksel tacize,
  • Dijital ortamlarda tehdit, linç ve itibarsızlaştırma kampanyalarına

maruz kalmaktadır.

Birleşmiş Milletler verileri dünya genelinde her üç kadından birinin yaşamının bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koymaktadır.

Şiddet yalnızca fiziksel değildir; ekonomik, psikolojik, mesleki ve dijital biçimleriyle kadınların yaşam alanlarını kuşatmaktadır. Kadınların özgürce yaşama, üretme ve var olma hakkı; evde, okulda, işyerinde, sokakta ve dijital dünyada sürekli olarak sınanmaktadır.

Bugün şunu açıkça söylemek zorundayız:

Kadınlara yönelik şiddet tek tek olayların toplamı değildir; toplumsal eşitsizliklerin, ataerkil güç ilişkilerinin ve cezasızlık politikalarının beslediği yapısal bir sorundur.

Kadınların yaşam hakkı; inancı, siyasi görüşü, kimliği, görünüşü, mesleği ya da yaşam tarzı ne olursa olsun pazarlık konusu edilemez.

Başörtülü ya da başörtüsüz, akademisyen ya da işçi, mühendis ya da öğrenci, kentli ya da kırsalda yaşayan kadınlar…

Kadınların uğradığı bu şiddet tüm kadınların ortak çığlığıdır.

Kadınlar çalışma yaşamında da güvende değil

Kadınlar yalnızca özel yaşamlarında değil, çalışma hayatında da ciddi baskı ve şiddet biçimleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

İşyerinde uygulanan mobbing, cinsiyetçi dil, kariyer engelleme, taciz ve ayrımcı uygulamalar kadınların meslek yaşamını doğrudan etkilemektedir. Birçok kadın, mesleki yeterliliğini kanıtlamak için erkek meslektaşlarının çok daha ötesinde bir mücadele vermek zorunda kalmaktadır.

Kadınların bir kısmı ise çalışma yaşamında iş cinayetlerine kurban gitmektedir. Güvencesiz çalışma koşulları, kayıt dışı istihdam, iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları işyerlerinde daha kırılgan hale getirmektedir.

Kadın emeği yalnızca görünmez değildir; çoğu zaman değersizleştirilmekte, güvencesiz bırakılmakta ve sistematik biçimde baskılanmaktadır.

Meslek örgütlerinin sorumluluğu

Bizler TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Kadın Komisyonu olarak biliyoruz ki; toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca sosyal yaşamın değil, bilimsel ve mesleki yaşamın da temel bir gereğidir.

Yer bilimleri ve mühendislik gibi teknik alanlar tarihsel olarak erkek egemen meslek alanları olarak şekillenmiştir. Ancak bugün giderek daha fazla kadın jeoloji mühendisi; sahada, akademide, kamuda ve özel sektörde bilim üretmekte, emek vermekte ve mesleğin gelişimine katkı sunmaktadır.

Buna rağmen kadın meslektaşlarımız;

  • mesleki yükselme süreçlerinde görünmez engellerle,
  • karar mekanizmalarında yetersiz temsille,
  • sahada ve işyerinde cinsiyetçi tutumlarla,
  • mesleki mobbing ve ayrımcılıkla

karşılaşabilmektedir. Bizler biliyoruz ki bilimsel üretim ancak eşit ve özgür bir ortamda gelişebilir.

Bilimsel alanlarda kadınların görünürlüğünü artırmak, genç kadın mühendislerin mesleğe katılımını teşvik etmek ve meslek yaşamında eşitliği güçlendirmek yalnızca kurumsal bir tercih değil, toplumsal sorumluluğumuzdur.

İstanbul Sözleşmesi ve hukuki sorumluluk

Kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve yaşam hakkının güvence altına alınması amacıyla kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ve şiddete karşı koruyucu ve önleyici tedbirleri düzenleyen 6284 sayılı Kanun’un etkin biçimde uygulanmaması, kadınların yaşam güvencesini zayıflatan bilinçli siyasal tercihlerdir. Oysa şiddetle mücadele, yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, kamusal sorumluluğun ve sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Mevzuatın tasfiyesi ya da etkisizleştirilmesi, kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden sonuçlar doğurmaktadır. Kadınların yaşam hakkını koruyan uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat; ideolojik tartışmaların değil, insan haklarının ve yaşam hakkının güvencesidir.

Bu nedenle kadınların hayatını koruyan tüm hukuki düzenlemelerin eksiksiz uygulanması, etkin denetlenmesi ve güçlendirilmesi devletin temel sorumluluğudur.

Dayanışma çağrımız

Kadınların yaşadığı bu şiddet yalnızca bireysel trajediler değil; toplumsal bir sorumluluktur.

Bu nedenle;

  • cezasızlık kültürünün sona erdirilmesi,
  • kadınların yaşam hakkını güvence altına alan politikaların güçlendirilmesi,
  • işyerlerinde mobbing ve tacize karşı etkin mekanizmaların kurulması,
  • meslek örgütlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan politikalar geliştirmesi

hayati önem taşımaktadır.

Kadınların dayanışması ve örgütlü mücadelesi bu karanlığı dağıtacak en güçlü ışık olmaya devam edecektir.

Bugün 8 Mart.

Bugün eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı ortak mücadele günüdür.

Evde, okulda, işyerinde, sokakta ve dijital dünyada yaşam hakkı tehdit edilen kadınların sesi olmak; şiddete karşı dayanışmayı büyütmek hepimizin sorumluluğudur.

Bizler, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Kadın Komisyonu olarak; kadınların yaşam hakkını, emeğini, mesleki varlığını ve eşit temsilini savunmaya; bilimin ve mesleğin eşitlik temelinde gelişmesi için mücadele etmeye;kadınların özgür ve güvenli bir yaşam sürdürebileceği bir gelecek için dayanışmayı büyütmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Yaşasın kadın dayanışması.

Yaşasın eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam mücadelesi.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Kadın Komisyonu

Kaynaklar

(https://knowledge.unwomen.org/en/articles/facts-and-figures/facts-and-figures-ending-violence-against-women?utm_source )

 

Dosyalar

(206 KB) (07.03.2026 11:25:06)

PDF uzantılı Makale dosyalarını veya diğer Ek Dosyaları okuyabilmeniz için Acrobat® Reader®'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.
Acrobat® Reader® yüklemek için

Okunma Sayısı: 273